Valhalla Blog · 001
RAWLIN'
Bilet neden pahalı, neden yine de yetmiyor?
Ücretler döviz, bilet lira, bar vergiyle eriyor. Bir elektronik müzik gecesinin hesabını biraz açalım.

Instagram'da bir gece duyurduğumuzda yorumlarda mutlaka aynı cümle çıkıyor: “Bilet çok pahalı.” Promoter arkadaşlarla konuşunca da genelde başka bir cümle duyuyorum: “Bu gece de kurtarmadı.” İkisi de doğru. Kulağa çelişki gibi geliyor ama Türkiye'de bir elektronik müzik gecesinin hesabı tam olarak böyle. Biraz açayım, çünkü bu kısım dışarıdan pek görünmüyor.
Önce sanatçı ücreti. Dışarıdan gelen bir ismin ücreti döviz üzerinden konuşuluyor, çoğu zaman aylar önceden. Bilet ise lirayla satılıyor. Biz 2019'da başladığımızdan bu yana liranın değeri avroya karşı aşağı yukarı dokuzda birine indi. Yani aynı ücret için bugün dokuz kat fazla lira gerekiyor. Üstelik anlaşmayı yaptığınız gün ile geceyi yaptığınız gün arasında kur yine oynuyor. Bunu bilete olduğu gibi yansıtmak mümkün değil; yansıtsanız salon boş kalır.
Sonra seyircinin cebi. Kazancın döviz karşılığı bir yıl içinde bile ciddi değişebiliyor. Bir ay sonraki geceye bilet satarken seyircinin bütçesinin gözünüzün önünde eridiğini görüyorsunuz. İzmir'de kalabalığın büyük kısmı genç; çoğu öğrenci ya da işe yeni başlamış. Bu yüzden geceler maaşların yattığı haftaya, ayın ilk cumartesisine sıkışıyor. Ay sonuna denk gelen bir gece, line-up ne kadar iyi olursa olsun zorlanıyor.
Bar tarafı da eskisi gibi değil. Bu sektörde herkesin bildiği bir şey var: gecenin masrafını aslında bar çıkarır. Ama içkideki vergi yılda iki kez otomatik olarak artıyor. Vergi uzmanlarının hesabına göre bir şişe rakının fiyatının yarısından fazlası vergi. İnsanlar daha az içiyor, haklılar da. Buna bir de artık içki markalarının etkinliklere destek veremiyor olması eklendi; eskiden bazı gecelerin bütçesini tamamlayan sponsorluk kapısı kapandı. Sonuçta yük yine bilete biniyor.
Bir de liste meselesi var. Her gecenin kapısında adının listeye yazılmasını bekleyen kalabalık bir grup oluyor. Arkadaşlık başka, iş başka ama bizim sahnede bu ikisi çok karışıyor. Kapıdan bedava giren her yüz kişinin masrafını bilet alanlar taşıyor. Bunu kimseyi suçlamak için söylemiyorum, listeden girmek bu sahnede neredeyse bir gelenek. Sadece hesabın nereye gittiğini bilmek lazım.
Peki ne yapmalı? Bence ilk adım, gecenin bütün yükünü dışarıdan gelecek tek bir isme bağlamamak. Yerli line-up'larla kurulan geceler hem daha öngörülebilir hem de seyircinin cebine daha uygun. Erken bilet dönemini uzun tutmak, öğrencilere kontenjan ayırmak, bileti alanın neye para verdiğini açıkça göstermek de işe yarıyor. İade ve değişikliği bilet platformu üzerinden kolay tutmak güven veriyor. İnsanlar ne aldığını bildiğinde “pahalı” demiyor. Ya da daha az diyor.
Seyirciden de tek bir şey isteyeceğim: sevdiğiniz geceye bilet alın. Kulağa reklam gibi geldiğinin farkındayım. Ama İzmir gibi bir şehirde bir gecenin bir sonraki ay tekrar yapılıp yapılmayacağına, o gece kaç kişinin bilet aldığı karar veriyor. Bileti alınmayan gece bir sonraki ay olmuyor. Bu kadar basit.
Bir dahaki “bilet çok pahalı” yorumunu okuduğumda yine içerleyeceğim, onu biliyorum. Ama en azından artık linkini atabileceğim bir yazı var.