Uzun setin sabrı
Geçen yaz Balçova'da altı saatlik bir set çalmıştım. Başlarken kalabalık iki katındaydı, bitirdiğimde gün ağarmıştı ve geride otuz kişi kalmıştı. Aramızda bir şey olmuştu, ama bunun ne olduğunu o gece anlatamazdım.
Altmış dakika başka bir iş. Hit listesi, hızlı vuruş, doğru drop, doğru zamanda. Set değil, vitrin.
Altı saat ise zamanı kendine bırakmak. Yavaşlamak. Bir parçanın orta kısmını dinlemek. Pisti boşaltmaktan korkmamak; çünkü boş pist de bir an, bir geri dönüş. İki saat sonra kalabalığın bambaşka bir kalabalık olduğunu görmek.
O sette saat dörtte bir Donato Dozzy parçası açtım. Pist bir an durdu. Sonra tek tek dans etmeye başladılar, tanışmadan, birbirine bakmadan. Ben de kabinin gerisinde durdum, içimden kahretmek geçti. Çünkü o anı kayıt edemezdim, sadece hatırlayabilirdim.
Uzun set DJ'i öğretir. Sabır öğretir. Dolu pistin sahteliğini anlatır. Beklenmedik anı ısrarla beklemeyi öğretir.
Altmış dakikada her şey görünür. Altı saatte hiçbir şey görünmez ama her şey hissedilir.