VALHALLA BLOG004MART 2026TYRANT

Uluslararası sulardan notlar

Bir geminin uluslararası sulara açıldığı anı görmek mümkün değil. Telefonun saati değişmez, denizin rengi değişmez. Sadece kaptan duyurur, ya da duyurmaz.

Ama kabinde duruyorsan, plak masasının önündeysen, fark eder. Çünkü artık o güne kadar çaldığın hiçbir kuralın bağlayıcı olmadığı bir suda çalıyorsun. İzin yok, lisans yok, telif yok. Sadece sen, kalabalık ve denizin alttan gelen sesi.

Daha önce iki kez yaptım. İlkinde Yunan adaları arasındaydı, ikincisinde Adriyatik. İkisinde de saat üç civarında bir parça açtım. Çoğu insanın tanımadığı, çıkarmaya cesaret edemediğim bir parçaydı. Ve kalabalık dans etti. Türkiye'de aynı parçayı koysam ne olurdu bilmiyorum. Belki yine dans ederlerdi. Ama orada, suda, bir şey daha gevşekti.

Temmuz'da yine açılıyoruz. Bu sefer üç gece, üç ada. Kuşadası'ndan Rodos, Patmos, Samos, sonra geri. Her bir geçişte bir şey değişiyor: saat dilimi mi, hava mı, kalabalığın taşıdığı yorgunluk mu, daha çözemiyorum.

Setlistim yok. Olmayacak da. Sadece çantada gereğinden fazla plak ve ne çalacağıma orada karar vermek için yeterince güven.

Karadan ayrılmak müziği değiştirmiyor. Müziği dinleme şeklini değiştiriyor. O da apayrı bir şey.