VALHALLA BLOG002OCAK 2025BATUR

Mekânın hafızası

İzmir'de yedi yıldır aynı üç dört mekânda çalıyoruz. Konak, Babil, Köşk Alsancak. Her birinde belki yirmi gece geçirdim. Her seferinde, kabine çıktığımda mekânın bana bir şey hatırlattığını fark ediyorum.

İlk gece olmuyor bu. İkinci, üçüncü gecede de değil. Beşinci, altıncı geceden sonra mekân size cevap vermeye başlıyor.

Konak'ın bir köşesinde, sahnenin sol arkasında, akustik bir bozukluk var. Sub-bas o noktaya yığılır. Yedi yıl önce orada bir gecede ufak bir kavga olmuştu, basit bir mesele. Ama kavganın olduğu noktayla bas noktası aynı yer. Şimdi her çıkışımda farkına varmadan oraya bakıyorum. Bas yığılırken, kavganın yığıldığı yere bakıyorum.

Mekânın hafızası bu. Sizin yapmadığınız anılar yığılı duruyor duvarda. Onları çıkartamıyorsunuz. Yenisini yığarken eskisini hesap etmek zorundasınız.

Yeni mekânlara çekiniyorum. Yeni mekân boş duvardır. Doldurmak yıllar alır. Ve dolduğunda artık kimseye ait değildir; orada çalan herkesin, dans eden herkesin, bir köşede ağlayan herkesin ortak malıdır.

Bu yüzden döndük durduk. Ve döndüğümüzde mekân da bize döndü, kendi tarzında.